Kitap
2025, ÇALIŞMA EKONOMİSİ: Neo-Klasik Teori ve Güncel Pratik Uyuşmazlığında
…
1 page
Sign up for access to the world's latest research
Abstract
Birinci Bölüm: Çalışma Ekonomisinin Arka Planı ve İşgücü Piyasası Genel Teorisi İkinci Bölüm: Çalışma Ekonomisinin İktisat Okulları İle İlişkisi Üçüncü Bölüm: Çalışma Ekonomisinin Temel Kavramları Dördüncü Bölüm: İşgücü (Emek) Arzı Beşinci Bölüm: İşgücü (Emek) Talebi Altıncı Bölüm: İşgücü Piyasası Dengesi Yedinci Bölüm: Ücret Sekizinci Bölüm: İşgücü Verimliliği Dokuzuncu Bölüm: Beşeri Sermaye Onuncu Bölüm: Mesleki Eğitim ve İşgücü Piyasası Etkileşimi On Birinci Bölüm: İşsizlik On İkinci Bölüm: Enflasyonun İşgücü Piyasasına Etkileri On Üçüncü Bölüm: İşgücü Piyasasında Ayrımcılık On Dördüncü Bölüm: İşgücü Hareketliliği
Related papers
TÜRK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMALARI SERİSİ -1-, 2021
Giriş Osmanlı Devleti, Paris Barış anlaşmasından sonra gayri Müslim tabanın haklarının korunmasını anılan anlaşma doğrultusunda büyük Avrupa devletle-rine Islahat Fermanıyla adeta devretmişti. Bu anlaşma çerçevesinde Avrupalı devletler işlerine geldiği sürece Osmanlı Devleti içindeki gayri Müslimlere yakın davranmışlardır. Devlet içindeki bu gayri Müslimlerde menfaatlerini o devletler içinde görmüştür. Dolayısıyla Osmanlı Devleti Paris Barış Anlaşmasıyla kendi tebası üzerindeki haklarını devretmiş gibiydi.1 Anlaşmanın uygulanması ile za-man içinde bu durum giderek halklar arasında derinliklere, hatta derinliklerin artmasına sebep olmuştur. Müslüman halk giderek yalnızlaşmaya, ekonomik et-kinliklerini ve gücünü kaybetmeye başlamıştır. Zamanla toplumda ayrışmalar ve ötekileştirmeler artmıştır. Bütün bunların sonucu olarak Osmanlı Devletinin hemen her yerinde Islahat Fermanını takip eden yıllardan itibaren hem Balkan-larda hem Orta Doğu’da özellikle Lübnan ve Suriye’de geniş katılımlı ve kanlı isyanlar çıkmıştır. Osmanlı kimliğini zaten fazla gören bu isyancı guruplar dış güçlerinde desteğiyle -bu destek aynı zamanda hukuki dayanak da buluyordu- bağımsızlık yolunda adımların hızını artırmıştır. Bu uğurda ilk adımı atan Yu-nanlıları irili ufaklı diğer guruplar takip etmiştir. Bunların arasına Müslüman unsurlarda dâhil olmuş, Araplar ve Arnavutlar onları takip etmiştir. Bu ayrışma-dan doğan sorunlar halen Ermeni Meselesinde olduğu gibi devam etmektedir. 1876 yılında ortaya çıkan Selanik Olayı, bu toplumsal ayrışma ve kutuplaşmanın ne denli büyük boyutlara vardığının göstergesi olarak dikkat çekicidir. Açık ola-rak görülmektedir ki büyük olaylarda olduğu gibi bazen de küçük kişisel olay-larda dahi Osmanlı Devletinin zaafları kullanılarak kimi bu gibi durumlar kasten büyütülmüş ve uluslararası sorun haline getirilmiştir. Selanik olayı da bunlardan biridir.
Etnomatematik etkinliklerinin işlevsellik sorunu ve bazı etkinlik önerileri, 2024
This book chapter details the definition, history, function and application of ethnomathematics in education. Ethnomathematics advocates that mathematics should be considered in a cultural context and examines the mathematical practices of different cultural groups. It is stated that this understanding can help prevent disadvantaged groups from failing in their education processes. As an alternative to the traditional understanding of mathematics, ethnomathematics aims to deepen and make learning meaningful by basing activities on cultural elements taken from students’ daily lives or cultural backgrounds. The book chapter argues that educational curricula should be restructured with an ethnomathematics perspective. Especially, it offers activity suggestions that support mathematics learning in different cultural contexts. It criticizes the decorative activities in some textbooks in terms of their limited educational contributions and offers alternative activity suggestions. Activities are suggested that students can understand mathematics in a cultural context through examples such as the Mayan number system or Ottoman weight units. As a result, it is emphasized that ethnomathematics education is important not only as a course subject but also as a tool that supports social equality and cultural diversity. It is suggested that the integration of this approach into curriculum will increase the quality of mathematics education and create cultural awareness among students.
International Journal of Language Academy, 2020
Kitap ölüleri konuşturur, dirilerin sözünü sana ulaştırır." Ne de güzel söylemiş Cahız. Kitapların gücü sonsuz; onlarla mekân ve zaman sınırı olmadan uçsuz bucaksız diyarlara seyahat edebiliriz. Bazen bir dost, bazen bir sırdaş, bazen kardeş… Her kitap farklı, her kitap özel. Okumak her insanın dünyasında geniş yer tutsaydı herhalde dünyadaki pek çok sorun çözülürdü. Okumanın tadı tüm dimağlarda farklı. Her insan için okumanın bir rengi, şekli, kokusu var. Öyleyse nedir okuma? Yalnızca bir şifre çözmek mi? "Okuma, yalnızca yazılı sözcüğün ya da dilin kodunu çözmeyi içermez; o daha çok dünyaya ilişkin bilgilerin önünde gider ve onunla iç içe geçmiştir. Dil ve gerçeklik devingen olarak kendi aralarında ilişkilidir. İlk önce dünyayı, içinde yaşadığım küçücük dünyayı okuma; ondan sonra sözcüğü, her zaman okul dönemimdeki sözcük dünyasından ibaret olmayan sözcüğü okuma (Freire,73). Okuma; zihnimizin gıdası, ruhumuzun gıdası elbette. Ama neyi okumak? Kitap seçimi de okuma eylemi kadar önemli bu noktada.
Roman iki bölüme ayırarak inceleyebiliriz. Bu ayrımı bakış açısına göre yapmak mümkündür. Birinci bölümde kahraman anlatıcı -yani yazar -kendini beğenen insanların tutumlarını, insanlar hakkındaki genel düşüncesini Raif Efendi'yi anlatırken belirtmiştir. "Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır." cümlesiyle romana başlayan Sabahattin Ali, bir bakıma bu cümleyi birinci bölümde okurlara örneklerle açıklamıştır. Raif Efendi'nin fiziksel ve ruhsal özellikleri okurun gözünde bu bölümde canlanmaktadır. Yazar bir gün eski okul arkadaşı Hamdi Bey ile tanışır ve ondan bir iş ister. Hamdi Bey'i sonradan görme bir insan olarak değerlendiren yazar, kendini beğenmiş insan tiplemesi olarak Hamdi Bey karakterini örnek göstermiştir. Daha iyi anlamak için kitaptaki şu bölüme bakabiliriz: "Hamdi önünde serili duran bir sürü kâğıt ve içeri girip çıkan bir sürü memurla meşguldü. Bana başıyla bir iskemle gösterdi ve işine bakmakta devam etti. Elini sıkmaya cesaret edemeden iskemleye iliştim. Şimdi onun karşısında hakikaten amirim, hatta velinimetimmiş gibi bir şaşkınlık duyuyor ve bu kadar alçalan benliğime bu muameleyi cidden layık görüyordum. Dün akşam beni yolda otomobilime alan mektep arkadaşımla, on iki saatten biraz fazla bir zaman içinde, aramızda ne kadar büyük bir mesele hâsıl olmuştu. İnsanlar arasındaki münasebetleri tanzim eden amiller ne kadar gülünç ne kadar dıştan, ne kadar boş ve bilhassa asıl insanlıkla ne kadar az alakası olan şeylerdi."
Van Loon (2010) Eleştirel Teori, çev. Akın Emre Pilgir ve Emrah Arıcılar (İstanbul: NTV Yayınları, 176 sayfa)
sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi, 2018
This issue introduces seven new books that make important contributions to the literature of cinema. Perdeyi Aralamak (2018) and Seçil'in Sinema Kitabı (2018), edited by S. Ruken Öztürk and Hasan Akbulut, comprise the review articles written by students, friends, and colleagues for Seçil Büker, a pioneering female academician in the field. In Tunç Yıldırım's book, Sinemacı ve Tarihçi Metin Erksan: Dokuz Dağın Efesi'nde Sosyal Eşkıyalık Meselesi (2018), the Erksan film mentioned in its title is dealt with from the perspective of cultural history. It analyzes the kind of bandit presented in the film while illustrating how social history reading may be done. In another history of cinema, this one entitled Milli Sinema Osmanlı'da Sinema Hayatı ve Yerli Üretime Geçiş (2017), İ. Arda Odabaşı discusses Ottoman cinema life in the years 1917-18 along with some of the first fictional films, offering an inquiry at the micro-historical level. Nezih Erdoğan in Sinemanın İstanbul'da İlk Yılları: Modernlik ve Seyir Maceraları (2017) brings to light the first days of cinema in Istanbul. Ali Karadoğan, in Modernist Estetik: Türkiye'de Sanat Sineması Tarihine Giriş (1896Giriş ( -2000) ) fills an important gap in the discourse about Turkish art cinema by examining the transformation of art films during periods with distinguishing historical characteristics. Bülent Diken, Graeme Gilloch and Craig Hammond, in their book Nuri Bilge Ceylan Sineması: Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü (2018), bring this director's work to the agenda of sociological and critical thinking, establishing a debate-based dialogue concerning five persistent themes in his films.

Loading Preview
Sorry, preview is currently unavailable. You can download the paper by clicking the button above.
Mustafa Çağlar Özdemir