The war of Troy" that took place in the city of Troy in Ancient Anatolia and also became the subj... more The war of Troy" that took place in the city of Troy in Ancient Anatolia and also became the subject of Homer's "Iliad" was rumored to be occured because of beautiful Helen. She was a Greek woman but known as Trojan. Her story was known mostly as it was described by Homer. But her tale was told in many different ways in Ancient literature. The aim of this study is to reveal some of these different versions of the story as it was reflected over a long time span from Homer the poet to Herodotus the historian, from Euripides the tragedian to Gorgias the philosopher.
Toplumsal Değerlerin Sanatsal Oluşumlar Üzerindeki Etkisine İlkçağ dan Bir Örnek Eski Yunan Tasvir Sanatı
Reflection of The Social Values In Ancient Greek Art
Politics Art Mythology Imperialism Expressed on the Friezes of Zeus Altar in Pergamon
The most striking city of Hellenistic Anatolia was Pergamon in which the monarch considered art a... more The most striking city of Hellenistic Anatolia was Pergamon in which the monarch considered art as a media of political propoganda. Pergamon was one of the cities in Mysia and was the capital of the Attalids. Her golden era was during the reign of Attalus I (269- 197 B.C) and Eumenes II (197- 159 B.C). Attalus’s victory over the Galatians was expressed in the most remarkable way on the great altar of Zeus which was constructed during the reign of Eumenes. The sculptors who carved the high reliefs on the frieze indicated this triumph allegorically. They revealed the imperialism idea of the Attalids through myths- the battle fought between the Olympians and the giants.
The Sculpture of The Classical Period The Awakening of Idealism in Art
"Think of a visitor who has been walking thr... more "Think of a visitor who has been walking through the large halls of a museum... If he/ she comes across a Greek sculpture of a human shaped (anthropomorphic) god or goddess what he is going to notice will be the perfection or the beauty that the sculptor shaped thousands of years ago. It will not matter if it is an original piece from the fifth century BC. or a Roman copy. The visitor will be charmed by the idealized beauty he sees. A grandeur which took a shape on an anthropormorphic god. But one wonders if he is aware of what he sees on the statue. Probably the most important two characteristics that Greek art had and gained her a unique position among other ancient civilizations: the interest to depict the human body and the tendency to beauty or strong aesthetic feelings. "
Bi̇r Nehi̇r Söylencesi̇/ Güneş Tanrisinin Oğlu Phaethon’Un Öyküsü
Antik Yunan’dan gunumuze kalan cok sayidaki efsaneden biri de Gunes Tanrisi Helios’un oglu Phaeth... more Antik Yunan’dan gunumuze kalan cok sayidaki efsaneden biri de Gunes Tanrisi Helios’un oglu Phaethon’a dair olandir. Delikanli, babasinin her gun gok kubbede surdugu isik sacan arabasini bir kez olsun kullanmak istemis. Helios, oglunun bu istegini –gonulsuz de olsa- kabul etmis. Dizginleri eline alan Phaethon, tanrisal arabayi surmeye baslamis. Ne var ki oyle yukselmis ki korkuya kapilarak, izlemesi gereken guzergâhtan ayrilmis ve yeryuzune fazla yaklasmis. Daglari, tepeleri ates sarmis. Nehirler buhar olmus. Zeus, olaya mudahale ederek, delikanlinin uzerine bir simsek savurmus. Phaethon, Eridanos (Po) Nehri’ne dusmus. Olumunun ardindan da gokyuzundeki yildizlarin arasina yerlestirilmis. Cok uzulen kiz kardesleri (Helios kizlari) ise birer kavak agacina donusmusler. Ote yandan kavaklardan suzulen gozyaslari, katilasip kehribar oluvermisler. Bu calismada, Phaethon’un oykusunu, birden cok sekliyle yahut Eski Yunanli ve Romali yazin ustalarindan sectigimiz orneklerle aktarmaya calistik.
Sokrates'I Idama Götüren Dava Ve Bir Su Saati "Klepsydra" Öyküsü
Eski̇ Yunan’In Çi̇lekeş Kadinlari, Anti̇k Yunan Tragedyalarinin Gi̇zli̇ Kahramanlari
ODYSSEUS'UN DOĞAÜSTÜ SEYAHATİ BAĞLAMINDA BİR İNCELEME HOMEROS ÇAĞI'NDA ÖBÜR DÜNYA ALGISI ÜZERİNE ... more ODYSSEUS'UN DOĞAÜSTÜ SEYAHATİ BAĞLAMINDA BİR İNCELEME HOMEROS ÇAĞI'NDA ÖBÜR DÜNYA ALGISI ÜZERİNE MIRACULOUS VOYAGE OF ODYSSEUS AFTERLIFE ACCORDING TO HOMER Didem DEMİRALP* Özet Homeros'un Odysseia destanının 11. kitabı, hikâyenin başkişisi olan Odysseus'un Hades olarak da bilinen Ölüler Ülkesi'ne yaptığı seyahate ayrılmıştır. Troya Savaşı'nın ardından yurdu İthake'ye dönmek üzere yola çıkan yiğit, ölüler diyarına, bilici Teiresias'ın ruhuna danışmak amacı ile gelir. Odysseus, aynı zamanda ölülerin tanrısına da isim vermiş olan Hades'e yaptığı bu seyahatte, yalnız Teiresias ile değil ama dostu Elpenor, anası Antikleia, silah arkadaşları Akhilleus, Agamemnon, Antilokhos, Aias'ın ruhları ile de karşılaşır. Odysseus'un gördüğü ruhlar arasında, yarı tanrısal kahramanlara ait olup, hayatta iken yaptığı işi hâlâ sürdürmekte olanlarla, ölmeden evvel işlediği suçun cezasını çekenler de bulunur. Yiğidin Hades'te başından geçenler, bir yanı ile bilinmeze yapılan bir yolculuğu resmeder. Öte yandan Homeros'un çizdiği bu tablo, dönemin öbür dünya algısına dair önemli veriler sunar.
Özet Gök kürede seksen sekiz takımyıldız bulunur. İlkçağ'da astronomiyle uğraşanlar, takımyıldızl... more Özet Gök kürede seksen sekiz takımyıldız bulunur. İlkçağ'da astronomiyle uğraşanlar, takımyıldızların izdüşümlerinin oluşturdukları biçimleri, mitolojik öykülerin konusu olan kahraman ve hayvanlara benzetmişlerdi. Antik Yunalı ve Romalı astronomlar da takımyıldızları, söylencelerden esinlenerek isimlendirmişlerdi. Bu takımyıldızlardan biri, kuzey gök kürede bulunan-ve en büyük dördüncü takımyıldız olan-"Balina"dır. Her ne kadar "Balina" diye anılsa da bu yıldız kümesine ismini veren, mitolojide Ketos (Cetus) olarak bilinen bir deniz canavarıdır. Hikâyeye göre, Etiyopya (Habeşistan) kralı Kepheus'un karısı olan Kassiopeia, öyle kibirli bir kadınmış ki kendisinin (yahut kızı Andromeda'nın) Nereidler'den katbekat güzel olmasıyla övünürmüş. Bunu işiten tanrıçalar, Poseidon'u, bu aşağılamanın intikamını alsın diye ikna etmişler. Deniz Tanrısı, ülkeye devasa bir deniz canavarı göndermiş. Yaratık, büyük bir afete sebep olunca kral ve kraliçe, Ammon'a danışmış. Kâhin, prenses Andromeda'nın canavara kurban edilmesini buyurmuş. Devasa bir kayaya zincirlenen genç prenses, yaratık tarafından parçalanacağı sırada, gökyüzünden-kanatlı atı Pegasos'a binmiş halde-inen Perseus'un eliyle kurtarılmış. Yaratığı öldüren yiğit, Andromeda'yı eş olarak almış. Çiftin çok sayıda oğlu ve bir kızı olmuş. Bununla birlikte deniz ejderi-tıpkı hikâyenin diğer kahramanları gibi-gökteki takımyıldızlar arasına yerleştirilmiş. Biz, bu makalede Saka, Koç, Irmak, Ocak, Balık, Heykeltıraş ve Boğa takımyıldızlarına komşu olup Perseus Ailesi takımyıldızları içinde yer alan Balina takımyıldızına adını veren efsanevî deniz yaratığının söylencesini, Antik Yunan ve Roma Edebiyatı'ndan seçip bir araya getirdiğimiz örneklerin ışığında aktarmaktır.
İlyada'nın XVIII. Kitabında, Hephaistos'un, Akhilleus için yaptığı kalkanı -aspis-anlatan Homeros... more İlyada'nın XVIII. Kitabında, Hephaistos'un, Akhilleus için yaptığı kalkanı -aspis-anlatan Homeros, tanrının, değerli metalleri kullanarak biçimlendirdiği silahın üzerini çeşitli resimlerle süslediğini söylüyordu. Kalkanın tam ortasına, yeryüzünü, gökyüzünü ve denizi çizen Olymposlu, insanoğlunun günlük yaşamına dair işlerini de tasvir etmişti. O, bir düğünün neşesini, bir pazar yerinde vuku bulan kavgayı, savaşa hazırlanan iki orduyu, sürüleri başındaki iki çobanı ve onlara saldıran düşmanı ise cenk ve kavga ile özdeşleşen tanrılarla beraber çizmişti. Öte yanda toprağı sürmekle meşgul ırgatlar, hasadın ardından yapılacak kutlama için yemek hazırlayan kadınlar vardı. Tanrı, bir de üzüm bağı çizmişti. Orada iki boynuzlu bir sığır sürüsü, bir otlak vardı. Bir de oyun alanı vardı. Gencecik kızlar ve erkekler, tertemiz giysileri içinde hoplayıp zıplıyorlardı. İki cambaz ise dönüp duruyordu orta yerde. Bir de Okeanos'un resmi vardı ki o, kalkanın yuvarlağını çepeçevre sarıyordu. Homeros'un izinden giden Hesiodos da "Herakles'in Kalkanı" başlıklı şiirinde, yiğidin, Hephaistos tarafından yapılan kalkanını resmederken, silahın üzerinin birçok betimlemeye ev sahipliği yaptığını söylüyordu. Bunlar arasında -Akhilleus'unkine benzeyen-günlük yaşamdan sahneler kadar, efsanevî olaylar da vardı. Öte yandan şairin anlatımı, öyle canlı idi ki, o, Herakles'in kalkanını, adeta dinleyicilerinin gözleri önünde canlandırıyordu. Bu iki kalkan, aynı zamanda Eski Yunan yazınında, görsel bir sanat eserinin, edebiyat aracılığı ile görünür kılınan ilk örnekleri arasında idi.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dergisi, 2008
Socrates (469-399 B.C) was one of the greatest thinkers of Ancient Greece but he also effected th... more Socrates (469-399 B.C) was one of the greatest thinkers of Ancient Greece but he also effected the whole history of thought. As he didn't write anything, we are depended on Plato's and Xenophon's writings to learn his thought. While Plato's early dialogues have important clues on Socratic thought, Xenophon's "Memorabilia" reflects his personality and point of view of life. Because he was firstly a moralist, his ideas on human life and human activity shows this side of him. And art, as one of the most common activities of Ancient Greece couldn't be left without mentioning by him. According to Socrates, artistic creations could have been called beautiful only if they were useful and good.
A Study in the Light of Ancient Greek Tragedies- “Madness” as a Tragic Element
SOCIAL SCIENCE DEVELOPMENT JOURNAL, 2022
Since the beginning of time, madness has been ascribed to the sacred. This was also the case for ... more Since the beginning of time, madness has been ascribed to the sacred. This was also the case for the Ancient Greeks. They believed that their anthropomorphic deities were involved in all aspects of life. So they characterized madness as a condition sent by the gods. The connection between madness and the divine powers has also been the theme of Ancient Greek poetry. In Homer’s The Iliad, at the fiercest moment of the war, the enraged Hector wears the armor of Patroclus and there enters into him Ares the god of war, his limbs are filled with might. In The Odyssey, when the suitors of Penelope gather for dinner, Athena makes them laugh uncontrollably and then makes them cry. The theme of madness can also be seen in the tragedies of Aeschylus, Sophocles and Euripides. Although insanity still is a divine punishment in those plays, there are other reasons for the madness of tragic heroes and heroines. Feelings of guilt, sense of responsibilty, sadness, shame, honor and arrogance may be m...
Ý.Ö 5.yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Eski Yunan kültürünü biçimlendiren düþünce "idealizm" olmuþtu. Dü... more Ý.Ö 5.yüzyýlýn ikinci yarýsýnda Eski Yunan kültürünü biçimlendiren düþünce "idealizm" olmuþtu. Düþüncenin yanýnda sanatta da idealizm fikri benimsenmiþ olup, özellikle plastik sanatlarda ideal güzellikteki insaný betimlemeye olan eðilim aðýr basmýþtý. Bu dönemde çalýþan ve heykelleri; Helenistik ve Roma dönemindeki kopyalarý sayesinde günümüze ulaþan bir sanatçý olan Polykleitos; eserlerini, dönemin idealizm düþüncesini; oran, simetri ve uyum kavramlarýnda temellendiren ve Ý.Ö 6.yüzyýldan beri faal olan Pythagoras'çý düþünce okulunun ilkelerine göre biçimlendirmiþti. Kullandýðý sayýsal ve biçimsel düzenlemeleri; "Kanon" adlý kitabýnda açýklamýþtý. O, sadece ideal güzelliðe sahip heykeller yapmakla kalmamýþ ama benimsediði tutumla çaðýnýn felsefesini de görünür kýlmýþtý.
Altin Kemerli Afrodit... Goksel Afrodit... Ya da Kibris’li Afrodit... Eski Yunan’da, bu sifatlarl... more Altin Kemerli Afrodit... Goksel Afrodit... Ya da Kibris’li Afrodit... Eski Yunan’da, bu sifatlarla nitelendirilmis Olympos’un ask ve guzellik tanricasi... Hesiodos, “Tanrilarin Dogusu”nda; Afrodit’in, denizin kopuklerinden dogdugunu soyluyor... Gok tanri Uranos’un, oglu Kronos tarafindan kesilen hayâlari, denize dusunce, Afrodit doguvermis... Kopuklerin arasindan siyrilip karaya ayak bastigi yer ise Kibris imis... “Ilyada”da; Troyalilar’in yaninda yer alan Afrodit, Hesiodos ve Homeros’un ardindan da sayisiz anlatiya konu olmus... Asil ilginc olan ise; Gec Antik Cag dusunuru ve Platon’un ardillarindan olan Proklos’un, Hesiodos ve Homeros’ta anlatilan Afrodit soylencesine getirdigi yorum... Dusunur, Yeni-Platoncu gelenegi surdurerek Afrodit’in oykusunu alegorik -simgesel- olarak yorumlamis ve tanricaya kendi tanribilim anlayisinda bir yer vermis
One of Plato’s pupils, Aristotle, whose studying activity might be divided into three periods has... more One of Plato’s pupils, Aristotle, whose studying activity might be divided into three periods has been known as a great thinker throughout the history of thought. He was a thinker who could achieve to systematize philosophy. The many sided thinker wrote on logic, grammar, rhetoric, literature critique, natural history, psychology and history of philosophy. Today it seems interesting how often he mentioned some samples of art and artistic creations in his writings to illuminate his principles. It may be said, he followed his teacher Plato with this practice. But we know that the two thinkers' principles differed in many ways such as the way they perceived artistic activity and it’s works. For example; according to Plato, it was impossible to see beauty on a statue of a sculpturor like Polycleitus. Because the real beauty existed only in the universe of ideas. But for Aristotle, it was impossible to comprehension beauty if a beautiful object didn’t exist
Uploads
Papers by Didem Demiralp